• +90 549 472 11 00
  • bilgi@neoterapi.com
Sosyal Ağlarda Biz :

Ergenlik Dönemi Özellikleri

ERGENLİK: 

Ergenlik döneminde fiziksel değişme ve gelişmelerin hızlı olduğu vücut hatlarının netleşmeye başladığı ,yine vücudun kıllanmaya  başladığı, duygusal yaşantıların yoğunlaştığı  bir ara dönemdir. Kendi kendine ben kimim, kime benzemeliyim, başkalarına nasıl görünmeliyim gibi sorular sorduğu dönemdir. 

Ergenlik döneminde başarılması gereken gelişim görevleri:   

1) Cinsel rolü kabullenme : ona göre davranışlar geliştirme 

2) Duygusal bağımsızlığını kazanma , kendi başına karar verebilme 

3) Arkadaşlık yeteneklerini geliştirebilmesi 

4) Çatışan değerleri uzlaştırma 

5) Meslek seçimini yapabilme 

6) Öz kimliğine ulaşabilme ve bunu kabullenme                                      

 

Ergenliğin ilk yıllarında birey ne çocuktur nede gençtir. Ergenliğin ilk yıllarında kişi çelişkili tutarsız davranışlar ortaya koyarken  ergenliğin son yıllarında  daha tutarlı ve belirgin davranış örüntüleri geliştirmeye başlamıştır. Eğer bir kimse bebeklik çağından başlayarak ergenlik yıllarına kadar getirdiği kişilik yapısında temel güven duygusu yerine suçluluk, başarı yerine yetersizlik duygusuyla yoğrulmuş bir benlik geliştirdiyse bu yapı ergenlik çağının doğal bunalımları sırasında çok fazla zorlanacaktır. 

Ergenliğin ilk yıllarında anne ve baba çocukları hakkında genellikle şöyle konuştukları görülmüştür. Asi ve hırçın, evde huysuz, durgun ,dalgın, sorumsuz, kendi başına buyruk, alıngan, karamsar  vs.  

Bu olumsuz davranışlar benlik yapısının bir zorlama karşısında bulunduğunu göstermektedir. 

Bu zorlanmaların daha çok bağımsızlığa duyulan gereksinmenin artışından ve cinsel uyanıştan kaynaklandığı söylenebilir. 

Vücut enerjisinin büyük bir kısmını cinsel büyüme ve olgunlaşmaya sarf ettiğinden ergenin büyük bir kısmını cinsel büyüme ve olgunlaşmaya sarf ettiğinden  ergenin dengeli beslenmesi gerekir. Ergende açlık dürtüleri sık hissedildiğinden bunu bastırmak için abur cubur yeme eğilimi artmaktadır.  Bazı çocuklarda ergenliğin ilk yıllarında yüz ve bedenin bazı kısımlarının simetrisini kaybetme görünümünün geçici  olacağı konusunda çocukların kaygısı giderilmelidir. 

Ergen yıllarında görülen ve çocukların çok şikayet ettikleri terlemelerin sağlıksız işareti olmadığın ama beden temizliği yönünden özen ve itina isteyen bir durum olduğu konusunda onlar bilinçlendirilmelidir. Bazı ergenlerin gelişen bedenlerinin utanç veya psikolojik rahatsızlık duymaları mümkündür. Bunun sonucu onlarda sakarlık artmakta, kambur oturma, kartal yürüme gibi  alışkanlıkları gelişmektedir.

 

Kimlik duygusu genç yetişkinlik yıllarında şu gelişim  görevlerinin etkisi altında bireyde yerleşme olanağı bulabilmektedir. 

1) aileden bağımsız olma duygusunun yerleşmesi 

2) duygusal çelişkileri kabul edebilmeyi öğrenme 

3) oterite ile ilgili ilişkileri düzenleyebilme 

4) cinsellikle ilgili psikolojik olgunlaşmaya ulaşma 

5) kendini güvende hissetme 

Topluma  ters düştüğü halde ona yabancılaşmayan yada topluma baş kaldıran gençler alkol ve uyuşturucu madde alışkanlığı içinde ya güçsüz benliğinin kendine verdiği acıyı unutmaya çalışmakta yada aşırı bireyselleşme çabası içine düşmektedirler.

Bedensel gelişmede değişiklikler:   

Boy uzaması, ağırlığın artması, yüzde sivilcelerin olması, hormonların yoğun çalışmasına bağlı olarak:sık terleme, keskin koku, ses değişmesi. kızlarda melodili bir hal alır. Erkeklerde ses çatallaşır.

            

ERGENİN KİŞİLİK GELİŞİMİ 

Bağımsızlık arayışı içindedir.  Grubun beğenisini kazanmak önemlidir. Kimlik arayışı içindedir. İlgi çekmek ister.

Duygusal Gelişimi: Bencildir hem de fedakardır. Bir lidere körü körüne boyun eğerken diğer yandan yetişkinlere isyan eder. Karşı cins tarafından beğenilmek ister. 

 

ERGENLİK  DÖNEMİDE KARŞILAŞILABİLECEK SORUNLAR

Ergenlerin en hassas olduğu nokta güç kullanarak hükmedilmeye çalışılmasıdır. Ergen anne ve babalarından büyüdüğünü kabul etmelerini ne bu konuda tutarlı davranmalarını bekler. Böyle durumlarda ergen kendini anlaşılmamış ve engellenmiş hisseder. Bu dönem yoğun bir eleştirme, inceleme, karşılaştırma dönemidir. Kardeşler arası çatışma yaşar. Kardeşlerinden kendilerini anlamalarını büyüdüklerini fark ederek saygı göstermelerini beklerler.  Anne babalar ergenlik döneminde çocuklarının kendilerinden uzaklaştıklarını hissederler ve üzülürler.  Aslında ebeveynlerine her zamankinden daha fazla bağlıdır.

Başarı ergenlik döneminde düşebilir. Nedeni  dağılan bilgiyi toparlayamamak , ders çalışmak için gerekli motivasyonu sağlayamamaktır. Sürekli hayal kurmaktan, kendilerini verememekten şikayet ederler. Ancak nedenini anlayamazlar. Ergenler ilgi odağı olmaktan hoşlanırlar. Ergenler heyecanlı ve acelecidirler.  Öğretmenlerde kişilik ve bilgi birikimine dikkat ederler.         

 

SEN İLETİLERİ : 

İnsanlar sen iletilerinden hoşlanmazlar. Bunlar ilişkiye zarar verir . bunun üç nedeni vardır. 

1)insanlar  neyi yapıp neyi yapmamaları gerektiğinin söylenmesinden hoşlanmazlar. 

2)Ben iletileri yardım çağrılarıdır. Bu ilişkilere sıcak tepkiler verirler. Newyork‘ta yapılan bir araştırmada telefon konuşmalarında en çok geçen kelime ben olarak tespit edilmiş. 500  konuşmada 3990 defa ben kelimesi geçmiş, çünkü herkes ben diyor. Herhalde bu kadar ben’in bizimle ilgilenmesini bekleyemeyiz. Öğretmenler istenmedik davranışlarını düzeltmek için sıklıkla neden dikkat etmiyorsun gibi sen dili kullanırlar.

3) Sen dili doğrudan  suçlayıcı ve olumsuz olarak yargılayan bir ifadeyi içerdiği için mesajı alan kişi savunucu bir tutuma girer. Ben dilinde öğrenci doğrudan kendi kişiliğine yönelik olumsuzlukla karşı karşıya kalmadığı için öğretmen ile öğrenci arasındaki iletişim bozulmaz. 

Her çocuk dinlenilmek, anlaşılmak ve kabul edilmek ister. Genelde bastırıcı ve güce dayanan yöntemler direnci: Baş kaldırmaya ve karşılık vermeye kışkırtır. Hangi öğretmen eşini ve arkadaşını disiplin altına almaktan söz edebilir. Güç yada otorite er yada geç ilişkileri bitirir.

Yüzleşme  Sonuçları: 

-değişmeye karşı direnme olur

-savunmaya iter.

-benlik saygısını azaltır. 

-kızgınlığı artırır.

– içine kapanmasına neden olur. 

Sen iletileri geçicidir. Kesin çözüm olmaz. Öğretmenler bu iletilerle öğrencilere kendi sorunlarının çözümünü verirler.

Örnek:

Sınıfta otorite bende 

Sen değişeceksin çünkü ben öyle istiyorum. 

Öğrencilerin kendi sorunlarını çözme sorumluluğu kendilerine verilirse sorumluluk duyguları gelişecek ve kendilerine güvenleri artacaktır. 

Ben iletileri davranışını değiştirmesi için sorumluluğu doğrudan öğrencide bırakır. Sonuçta öğrenci kendi seçtiği ve kendi kararıyla belirlediği bir davranışla tepki vermeye yönelir. 

 

DİNLEME:

 

Duygular dosttur.  Kişi etkin bir şekilde dinleyip duygularının ötesine geçirip alttaki sorunlarına ulaştıracağız.  Dıştaki duyguları soyduktan sonra problemin kaynağına ineceğiz. (soğan gibi) 

İnsan sinirlenince bilinmesini ister. Ör: insan sinirlenince o anda : tüm dikkatini bana ver .  kendimi  ne kadar kötü hissetmeme neden olduğunu bilmeni istiyorum ,duygusunu iletmek isterler. Bizde onu dinleyeceğiz .  onu dinleyip duygularının dağılmasını bekleyeceğiz. 

Kızgınlık ikincil bir duygudur. Her zaman başka duyguların sonucunda oluşur. 

Ör: Bahçede dolaşırken çocuklardan birinin attığı taş başını sıyırıp geçer , burada ilk duygu korkudur. Ama sonra kızgınlık duygusu oluşur. Kızgınlık dile getirilince etkisini yitirir. 

Dakikada 600 kelimelik bir konuşma hızını rahatlıkla anlayabilecek kapasiteye sahiptir. Normal konuşma hızının dakikada ancak 100 ile 140 kelime arasında olmasıdır. 460 kelimelik bir zaman süresinde zihin boş kalıyor. Bu zamanı insan kafası kendinde var olan malzemeyle doldurur. Kendisi için önemli sorunlara dönerler . Değer verme için otoritenin olmaması gerekir. 

Fıkra: Padişaha çok güzel bir at hediye ederler. Ölü diyenin kellesini uçuracaktır. Vs. 

Bir örnek de okuldan verelim. Öğrenci müdürün odasına girer. Arada ki  fiziksel mesafe 8-9 metre. öğretmenin yanına gider mesafe 3-4 metre. Bu mesafe arkadaşlarının yanında yarım metreye iner. Bu  mesafeyi etkileyen otoritedir. Otoriteye boyun eğenler yaşamları boyunca çocuk kalır. Kendi gereksinimlerini göz ardı ederler.  Çatışmaktan kaçınırlar.    

                                                          

DEĞER VERME:

Beraber olduğumuz insanlar bizim ne kadar bilgili olduğumuza bakmazlar, onlara ne kadar değer verdiğimize bakarlar. İnsanlara değer verilince mana kazanırlar. Öğrenciler öğretmenlerin söylediği yaptığı, giydiği her şeyle ilgilenirler. Öğretmenler öğrencilerin önünde adeta podyumda gibidirler. 

 

 

 

YANLIŞ DAVRANIŞLARI DÜZELTME:

 

Hatalıyı değil hatayı eleştireceğiz, kusuru kişiye söylersek kişi alınır. Bu hataya başkaları da düşebilir. Toplum içinde söylersek hem kişi alınmaz hem de herkes aynı hataya düşmez.  Cezalandırma yaparken dikkat etmek gerekir.  Cezayı kişiye değil istenilmeyen davranışa vermeliyiz. Umursama ma gibi bir ceza kesinlikle verilmemelidir. 

 

 

YETENEK: 

İnsanlarda bir takım vasıflar vardır bu vasıflar bir çok insanda bastırılmış olarak kalmaktadır. Şartla ve olaylar bu vasıfları harekete  geçirir. Her insanın  kapasitesi farklıdır. 

*** Adamın biri bilmediği  bir  otele gitmek ister. Yürürken karşıdan bir adam gelir. Ona sorar şuradaki  falan  otele gitmek istiyorum. Kaç dakikada gidebilirim. Karşıdan gelen adam hiç cevap vermemiş. Otele giden adam cevap gelmeyince yoluna devam etmiş. Birden arkasından bir ses işitmiş yarım saate ancak varırsın. 

-Peki az önce niye cevap vermedin.

-Senin nasıl yürüdüğünü bilmiyordum ki hızlımı yürüyorsun yavaş mı.                                                                                                 

İnsanların kapasitelerine göre davranmalıyız.

 

BAŞARI: 

Başarının artırılması için eğitim ortamının olması gerekir. Çocuğun yaşamını kolaylaştıran her şey onu bir şeyler öğrenmesini sağlar. Lavabo musluğuna yetişemeyen Çocuk diş fırçalamayı, askısı olmayan çocuk askılarını asamaz. Kendi boyuna göre ayarlanmış  askı,  çocuğun çok şeyi kendi başına yapmasına ve öğrenmesine olanak sağlar. Çocukların dinleyerek değil yaparak öğrenmeyi yeğlediklerini unutmayan ana-babalar çok iyi öğretici olurlar.